Beraet (Tevbe) Suresi İle İlgili Hadisler

0
271

Hadis No : 0621
Ravi: İbnu Abbas
Tanım: Hz. Osman (ra)’a dedim ki: “Siz niçin, mesani grubuna giren Enfal suresini miün grubuna giren Beraet suresine yaklaştırdınız ve aralarına da besmeleyi yazmadınız?” Hz. Osman (ra) şu cevabı verdi: “Resulullah (sav)’a vahiy sırasında, bir çok süre birlikte gelirdi. Bu durumda herhangi bir vahiy geldi mi, vahiy katiblerini çağırır, onlara: “Şu ayetleri, şu şu meselelerin zikedildiği sureye koyun” diye irşad ederdi. Bir ayet geldiği zaman da “Bu ayeti içinde şu şu şeylerin zikredildiği sureye koyun” derdi. Enfal suresi, Medine’de ilk nazil olanlardandı. Beraet suresi ise, iniş itibariyle Kur’an’ın sonuncusu idi. Bunun kıssası da Enfal’in kıssasına benzemekte idi. Bu sebeple Beraet’i öbüründen zannettim. Resulullah (sav) bu surenin öncekinden olduğunu belirtmeden vefat etti. Bu sebeple ben bunların arasını yakın tuttum ve ikisinin arasına bismillahirrahmanirrahim satırını koymadım. Böylece onu yedi uzunların (Seb’u’t-Tıval) arasına koydum.” (Ebu Davud’un rivayetinde “Beraet’i öbüründen zannettim” cümlesi yoktur)

Kaynak: Ebu Davud, Salat 125, (786); Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3086)

 

Hadis No : 0622
Ravi: Said İbnu Cübeyr
Tanım: İbnu Abbas (ra)’a sordum: Tevbe süresi nedir? Şu cevabı verdi: Tevbe mi? bilakis o fazihadır (İslam’ın düşmanlarını rezil etmektedir). Onlardan bir kısmı şöyledir… diyerek o kadar çok saymıştır ki, halk “Bizden kimseyi bırakmıyacak, herkesi zikredecek” zannına kapıldılar. Ben tekrar sordum: Ya Enfal süresi? Bu, dedi. Bedir Savaşı hakkında nazil oldu. Ben tekrar sordum: Pekala Haşr süresi? O da, dedi, Benu’n-Nadir Yahudileri hakkında nazil oldu.”

Kaynak: Buhari, Tefsir, Haşr 1, Enfal 1, Megazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031)

 

Hadis No : 0623
Ravi: Said İbnu Cübeyr
Tanım: Bir diğer rivayette Said İbnu Cübeyr’in: “Ya Suretu’l Haşr (niçin inmiştir?)” sorusuna İbnu Abbas (ra)’ın: (Haşr süresi mi? hayır! O), Benun-Nadir süresidir” cevabını verdiği kaydedilmiştir.

Kaynak: Buhari, Tefsir, Haşr 1, Enfal 1, Meğazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031)

 

Hadis No : 0624
Ravi: Said İbnu Cübeyr
Tanım: Bir diğer rivayette Said İbnu Cübeyr’in: “Ya Suretu’l Haşr (niçin inmiştir?)” sorusuna İbnu Abbas (ra)’ın: (Haşr süresi mi? hayır! O), Benun-Nadir süresidir” cevabını verdiği kaydedilmiştir.

Kaynak: Buhari, Tefsir, Haşr 1, Enfal 1, Meğazi 14; Müslim, Tefsir 31, (3031)

 

Hadis No : 0625
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Hz. Ebu Bekir (ra), Resulullah (sav) tarafından Veda haccından önceki hacc mevsiminde hacc emiri olarak tayin edildiği hacda, “Bu yıldan sonra müşriklere haccetmek yasaktır”, “Çıplak olarak Beytullah tavaf edilemez” diye ilan etmek üzere vazifelendirdiği bir gruba beni de gönderdi. Ancak, bilahare Hz. Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir (ra)’in arkasından Hz. Ali’yi gönderdi ve Beraet süresini halka ilan etmeyi ona emretti. Hz. Ali (ra) bizimle birlikte Mina’da halka, Beraet’i ilan etti: “Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hacc yapamıyacak ve çıplak olarak Beytullah tavaf edilmeyecek.”

Kaynak: Buhari, Salat 10, Hacc 67, Cizye 16, Meğazi 66, Tefsir, Tevbe 2, 3, 4; Müslim, Hacc 435, (1347); Ebu

 

Hadis No : 0626
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Bir başka rivayette, aynı hadise şöyle gelmiştir: “Haccu’l-Ekber günü, kurban bayramı günüdür. el-Haccu’l-Ekber de haccdır. Hacca “el-Haccu’l-Ekber” denilmesi, halkın ümreye “el-Haccul-Asgar” demesinden ileri gelmiştir.” Ebu Hureyre devamla diyor ki: “O yıl, Hz. Ebu Bekir (ra) bu tebliği halka duyurdu. Bunun üzerine ertesi yıl yani Hz. Peygamber (sav)’ın bizzat katılarak Veda haccını yaptığı zaman, tek müşrik hacca katılmadı. Hz. Ebü Bekir’in müşriklere ilanda bulunduğu sene Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: “Ey iman edenler! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki, Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir” (Tevbe 28). Müşrikler ticaret yapıyorlar, Müslümanlar da bundan faydalanıyorlardı. Allahu Teala müşriklerin Mescid-i Haram’a yaklaşmalarını yasaklayınca, Müslümanlar müşriklerin yaptıkları ticaretin kesilmesiyle ondan elde ettikleri menfaatin kesileceği endişesine düştüler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu vahyi indirdi: “Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki, Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir.”Sonra bunu takip eden ayette Cenab-ı Hakk cizyeyi helal kıldı. Bu daha önce alınmıyordu. Bunu, müşriklerin ticaretiyle elde edilen menfaate bir karşılık (ivaz) yaptı. Cenab-ı hakk şöyle buyurdu: “Kitap verilenlerden, Allah’a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın” (Tevbe, 29). Allah Müslümanlara bunu helal kılınca, anladılar ki, Allah kendilerine, müşriklerle olan ticaretin kesilmesi sebebiyle kaybından korkup üzüldükleri menfaatten daha fazlasını vermektedir”

Kaynak: Buhari, Salat 10, Hacc 67, Cizye 16, Meğazi 66, Tefsir, Tevbe 2, 3, 4; Müslim, Hacc 435, (1347); Ebu

 

Hadis No : 0627
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Nesai’den gelen bir diğer rivayet şöyledir: Ebu Hüreyre (ra) dedi ki: “Resulullah (sav) Ali İbnu Ebi Talib (ra)’i Beraet suresiye birlikte Mekke ahalisine gönderdiği zaman onunla beraber ben de geldim. Kendisine “Ne ilan ediyordunuz?” diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Biz şunları ilan ediyorduk: 1- Kabe’ye ancak mü’minler girer. 2- Beytullah çıplak tavaf edilemez. 3- Kimin Resulullah (sav)’la bir anlaşması varsa bunun müddeti dört ayın hitamıdır. Dört ay geçtikten sonra Allah ve Resulü müşriklerden beridir. 4- Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek. Ben bunları böyle (yüksek sesle ve tekrarla) bağırarak söylüyorum ki O gün sesim kısıldı.”

Kaynak: Nesai, Hacc 161, (5, 234)

 

Hadis No : 0628
Ravi: Ali
Tanım: Ben, “Hacc-ı Ekber günü hangi gündür?” diye sordum, bana: “Kurban günü” diye cevap verdi.”

Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Beraet (3088), Hacc 110 (958)

 

Hadis No : 0629
Ravi: İbnu Ömer
Tanım: Resulullah (sav) haccettiği hacc sırasında, cemreler arasında, kurban günü durarak sordu: “Bu gün hangi gündür?” Halk: “Kurban günüdür”, dediler. Resulullah (sav): “Bugün Hacc-ı Ekber günüdür” buyurdu.

Kaynak: Ebu Davud, Hacc 67, (1945); İbnu Mace, Menasik 76, (2058)

 

Hadis No : 0630
Ravi: İbnu Ebi Evfa
Tanım: Resulullah (sav) şöyle diyordu: “Kurban günü büyük hacc (el-haccu’l-ekber) günüdür. O gün kanlar akıtılır, başlar traş edilir, kirler, paslar giderilir, haramlar helal olur.”

Kaynak:

 

Hadis No : 0631
Ravi: Cabir
Tanım: Resulullah (sav) Ci’rane ümresinden dönünce Hz. Ebu Bekir (ra)’i haccın başında emir olarak yolladı. Onunla birlikte biz de vardık, el-Arc mevkiinde iken (es-salatu hayrun minen nevm) diye çağrıda bulundu. Bir müddet sonra da tekbir getirmek üzere doğrulduğu sırada arka tarafından kulağına bir deve sesi geldi. Bunun üzerine tekbiri bıraktı ve: “Bu ses, dedi, Resulullah (sav)’ın devesi Ced’a’nın sesi, muhakkak ki hacc konusunda Resulullah (sav) yeni bir karara varmıştır, belki de bu, Resulullah (sav)’nın kendisidir, bu durumda namazı birlikte kılarız.” dedi. Devenin sırtındaki Ali (ra) idi. Hz. Ebu Bekir (ra) ona: “Hacc emiri olarak mı geldin, elçi olarak mı?” diye sordu. Hz. Ali (ra): “Elçi olarak geldim, Resulullah (sav) beni Beraet süresiyle gönderdi. Onu hacc mahallerinde halka okuyup tebliğ edeceğim” dedi. Sonra Mekke’ye geldik. Tevriye gününden (Zilhicce’nin 8. günü) bir gün önce Hz. Ebu Bekir (ra) kalktı. Halka hitabetti. (Mina’dan Mekke’ye) nasıl sökün edeceklerini, taşlamayı nasıl yapacaklarını, birer birer tarif ederek halka haccın menasikini (usul ve adabını) öğretti. Hz. Ebu Bekir (ra)’in konuşması bitince sözü Hz. Ali (ra) aldı. Beraet suresini halka, son ayetine kadar okudu. Sonra kurban günü geldi. Arafat’ı terketti. Hz. Ebu Bekir (ra) dönünce, tekrar halka hitabetti. Onlara Arafat’ı terketme (adabın)dan kesimlerinden (vesair) menasiklerinden sözetti. Sözü bitince, yine Hz. Ali (ra) ayağa kalktı, halka, Beraet suresini sonuna kadar okudu. Nefrul-evvel günü (Mina’dan Mekke’ye hareket günü) Hz. Ebu Bekir (ra) kalktı ve halka bir hitabede daha bulundu. Mina’yı nasıl terkedeceklerini, nasıl taşlama yapacaklarını tarif etti, haccın menasikini öğretti. Konuşmasını bitirince fecirden Hz. Ali (ra) kalktı. Halka Beraet suresini sonuna kadar (bir kere daha) okudu.

Kaynak: Nesai, Hacc 186,187, (5, 247-248)

 

Hadis No : 0632
Ravi: Zeyd İbnu Vehb
Tanım: Biz Huzeyfe (ra)’nin yanında idik. Bize dedi ki: Şu ayetin kasteddiklerinden hayatta sadece üç kişi kaldı: “Eğer andlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatırlarsa, inkarda önde gidenlerle savaşın -çünkü onların yeminleri sayılmaz- belki vazgeçerler” (Tevbe, 12), münafıklardan da sadece dört kişi kaldı. Bu söz üzerine bir bedevi kalkarak: “Siz Muhammed (sav)’in arkadaşlarısınız, bize bir kısım haberlerde bulunuyorsunuz, ama bunların mahiyeti nedir, ne değildir biz anlamıyoruz. Söz gelimi sadece dört tane münafık kaldığını söylediniz. Pekala şu evlerimizi yarıp işe yarayan şeylerimizi çalanlara ne demeli?” dedi. Huzeyfe (ra): “Onlar fasıklardır. Ben tekrar ediyorum münafıklardan sadece dört tanesi kalmıştır: Bunlardan biri yaşlı bir ihtiyardır, öyle ki soğuk suyu içse soğukluğunu hissedecek halde değildir.”

Kaynak: Buhari, Tefsir, Berae 5

 

Hadis No : 0633
Ravi: en-Nu’man İbnu Beşir
Tanım: Ben Resulullah (sav)’ın minberinin yanında idim. Bir adam: “Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam harıç” dedi. Bir diğeri: “Ben de Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram’ı imar edip bakımını yapmam hariç” dedi. Bir üçüncüsü de: “Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir” dedi. Hz. Ömer (ra) onlara müdahale ederek konuşmalarını menetti ve: “Resulullah (sav)’ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım” dedi. Arkadan Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: “Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram’ı onarmayı Allah’a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır” (Tevbe, 19-20).

Kaynak: Müslim, İmare 111 (1879)

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here