Pazar , Kasım 19 2017
Ana Sayfa > Fıkıh Ansiklopedisi > Dövize Endeksli Tahvil
Fıkıh Ansiklopedisi
Fıkıh Ansiklopedisi

Dövize Endeksli Tahvil

Örnek: Dövize Endeksli PTT Tahvilleri

a) 104 milyon DM ve 56 milyon dolar tutarında tahvil ihraç edilmiştir.

b) Tahvil sahipleri, Batı Alman Markı’na endeksli tahviller için yıllik %5, ABD, Doları’na endeksli tahviller için yıllik % 8 faiz alacaklardır. Ayrıca Dolar ve Mark’ın kur değişmeleri de tahvil gelirlerine aynen yansıyacaktır.

c) Tahvil satışları, satış gününde Dolar ve Mark’ın TC. Merkez Bankası’nca uygulanan “Efektif Alış Kuru” üzerinden Türk Lirası olarak yapılacaktır.

d) Tahviller 6 yıl vadeli olup faiz ödemeleri 6 ayda bir yapılacaktır.

e) Anapara ödemesi ise, son yıla ait 12 faiz kupon ödemesi ile birlikte ve 6 yıllık vadenin son gününde TC. Merkez Bankası’nca uygulanan “Efektif Alış Kuru” üzerinden “TL”e yapılacaktır.

Faizli bir muamelenin Islâm’ca onaylanmayacağı açık. Ancak bir müessesenin faizle iş yapıyor olması, onunla kurulacak meşru bir şirkete ortak olunamaz anlamına da gelmez. Elverir ki, kurulacak şirket faiz esasına dayalı olmasın ya da daha başka haram unsurlar ihtiva etmesin. Herhangi bir şirkete hisse senediyle ortak olma söz konusu olunca Islâm hukuku açısından “Şirket-i Inan” karşımıza çıkar. Ya da mürekkep bir şirket çesidiyle karşılaşırız. Bunun gerek kurucularında, gerekse işleyişinde aranan şartlar fıkıh kitaplarında detaylıca anlatılır. Sizin sorunuz açısından önemli olabilecek şartını belirtmemiz cevap için yeterli olur sanıyorum. Bundan sonraki araştırmamızda da daha geniş cevap arayacağız: Ortaklardan birine belirli bir kâr garanti edilmesi caiz değildir. Çünkü ticarette kazanmama, hatta kaybetme ihtimalı de vardır. Böyle bir şartın bulunması, şirketi batıl ve hükümsüz kılar. Kaybetme, kârdan olabileceği gibi sermayeden de olabilir. Öyleyse sermayenin garanti edilmesi de akdin batıl olması için yeterlidir. Binanaleyh asgari bu şartlara riayet etmeyen bir müessesenin ihraç ettiği tahviller Islâm hukuku açısından su götürür.

İlgili Yazı:  Memuriyet ve Cuma Namazı Hakkında

Sözü edilen PTT tahvillerindeki muamelenin gayr-i Islâmiligi oldukça açıktır sanıyorum. Öncelikle ortada ortak olunan hiçbir şey yoktur. Bize gösterilen tahvil örneğine göre konuşacak olursak: PTT herhangi bir isletmesini tahvil sahiplerine satıyor değildir. Yapılan şey; su anda kâr getiren bir KIT olarak PTT‘nin sözü edilmek suretiyle istikraza teşvik ve garanti sağlamadan ibarettir. Ayrıca bir taraftan %5 ya da %8 faizden açıkça söz edilmekte, diğer taraftan da tahviller dövize endekslenerek bu faizin pozitif ya da reel bir faiz olduğu vurgulanmakta, zimnen de ana para garanti edilmektedir. Eğer dövize ya da bir başka şeye endeksleme söz konusu olmasaydı enflasyon yüzdesi gözönünde bulundurularak bir “negatif faiz” den söz edilir ve hiç olmazsa Ebu Yusuf’un görüşüne istinaden bunun Islâm’a göre faiz olmayacağı söylenebilirdi. O takdirde böyle bir ortaklığın anlamsızlığı da ayrı bir konudur. Bana öyle geliyor ki, köprü ya da baraj satışlarındaki durumun PTT tahvillerindekinden farkı, sadece onlardaki faizin sabit oranlı olmaması ve köprü ya da barajın kârına endeksli olmasından ibarettir. Yine ortada satılan ya da gerçek anlamda ortak olunan bir şey yoktur. Bilebildiğim kadarıyla yine ana para -ma belki endekslemeden- garanti edilmektedir. Yani olay, orada da burada da bir iç istikrar olayıdır, faiz olayıdır.

Ne var ki, kanaatime göre bu tahviller ya da hisse senetlerinin cevazı söz konusu olduğunda bazı alimlerimizi müsbet doğrultuda düşünmeye götüren şey, alternatif teklif bulma zorluğudur. Öyle ya, müslüman bu ortamda parasını oraya vermesin, buraya vermesin hatta son zamanlarda bazı ciddi itirazların doğurduğu şüphelerden ötürü faizsiz finans kurumlarına yatırmasın, peki ne yapsın? Enflasyon canavarına mı kaptırsın ve böylece ekonomik hayattan mı silinsin. Işte -eğer varsa- cevaza götüren saik bu olmaktadır. Öyleyse bu probleme başka çözüm yolları aranmalı ve müslümanlar, en azından şüpheli bir muameleye bulaşmaktan kurtarılmalı deriz. Çünkü caizdir, deyivermek bu arayışın da kapısını kapamak anlama gelebilir. Yine de biz meselenin hisse senedi yönünü bir sonraki soruya vereceğimiz cevapta biraz daha kurcalayacağız. Çünkü tahvil meselesi açıktır ve bir faiz muamelesidir.

İlgili Yazı:  Atışta Paralı veya Parasız Müsabaka Yapmak Caiz midir?

 

Bir önceki yazımız olan Dört Mezheb'den Başka bir Mezhebi Taklid Etmek Caiz Değildir? başlıklı makalemizde hanefi, İbn Hacer ve İbn Ziyad hakkında bilgiler verilmektedir.

TAVSİYE

Fıkıh Ansiklopedisi

Enflasyon Karşısında Paranın Değer Kaybını

Enflasyon Karşısında Paranın Değer Kaybını, Faiz Hadlerini Uygulayarak Karşılamak Caiz Midir? Daha önceden de anlaşıldığı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir