Sayfa: 1/4

KIRK
HADİS
(imamı nevevi)rha'dan
Hadis-i
şerifte: "Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis
hıfzediverirse,
Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet
gününde
ona şahid ve şefaatçi olurum"
buyurulmuştur.
İslâm
âlimleri bu müjdeye erebilmek için eşitli konularda Kırk
Hadisler derlemişler.
Tarihte
ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe'de oturan Merv'li
Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek
olduğu bilinmektedir.
İmâm
Nevevi'nin bu geleneği devam ettiren
elinizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve
üzerine şerhler yapılan bir eserdir. Ayrıca, merhum
Ahmed Naîm'in tercüme
ve üslûbuyla sunduğumuz bu eser, tercüme edildiği devrin dilini de
vermesi
bakımından bir önem arzetmektedir.
1.
Emirü'l-Mü'minin Ebû Hafs Ömer b. El-Hattâb
(ra)'den:
Demiştir
ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) şöyle
buyuruyordu:
Ameller
(in kıymeti) niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise
eline geçecek
olan odur. Hicreti Allah'a ve Resülü'ne müteveccih olanın hicreti Allah'a
ve
Resûlullah'adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği
bir kadına
müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın)
ona
müntehidir.
(Bu
hadis-i şerifi, her biri İmâmü'l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh
Muhammed b.
İsmâil b. İbrahim b. el-Mugire b. Berdizbe el-Buhari el-Cu'fi ile
Ebü'l-hüseyn
Müslim b. el-Haccac el-Kuşeyri En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı
olup
sahihayı denilen kibatlarında rivâyet
emişlerdir.)
2.
Yine Ömer b. El-Hattâb
(ra)'den:
Demiştir
ki, günün birinde Resûlullah (sav) Efendimiz'in huzûrunda bulunduğumuz
sırada
bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuğa
delalet
eder hiç bir alâmet olmayan ve böyle iken yine hiç birimizce tanınmayan
bir kimse karşımıza
çıka geldi. (sokula sokula) nihâyet Nebiyy-i Ekrem
(sav) Hazretleri'nin yanına (varıp) oturdu.
Ve dizlerini dizlerine dayayıp ve
her iki avucunu iki uyluğu üzerine koyup: "Ya
Muhammed, İslam nedir?
Bana söyle" dedi. Resûlullah (sav): "İslâm Allah'dan
başka hiç
bir ilâh ve Ma'bûd-ı bi'l-hak olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah
olduğuna
şehâdet etmen, namazı ikâme etmen, zekâtı vermen, Ramazan'da oruç
tutman
ve yoluna gücün yeterse Beytu'llâh'a hac etmendir." buyurdu. O
(yabancı
kimse): "Doğru söylüyorsun." dedi. Biz onun hâline hem
Cenâb-ı
Resûl'e soruyor, hem de onu tasdik ediyor diye teaccüb ettik. Ondan
sonra:
"Bir de imân nedir?" söyle." diye sordu. Resûl-i Ekrem
(sav)
Efendimiz: "İmân Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine,
âhiret
gününe imân etmendir. Bir de hayır ve şer (tatlı, acı hangi türlüsü
olursa olsun)
kadere imân etmendir." buyurunca yine: "Doğru söylüyorsun."
dedi. Ve:
"ihsan nedir? söyle" diye bir daha sordu. Cenâb-ı Risâlet-meâb
Efendimiz de:
"İhsan, Allah'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir.
Zirâ sen O'nu görmüyorsan, O
seni görüyor." buyurdu. O, yine: "Doğru
söylüyorsun." dedikten sonra:
"Kıyâmet (in ne zaman kopacağın)ı
bana haber ver." dedi. Cevâben:
"Bunda sorulanın ilmi sorandan ziyâde
değildir." buyurdu. "Öyle ise
emârelerin (yani daha evvelki alâmetlerini)
bildir" dedi. Cevâbında: "Câriye-i
memlûkenin kendi sâhibini doğurması
ve yalın ayak, sırtı çıplak, fakir davar çobanlarının
hangimizin kurduğu
binâ daha yüksektir diye (servet ve sâmânca) yarışa
çıktıklarını
görmendir." buyurdu. Bundan sonra o (yabancı) kimse gitti. Nebiyy-i
Ekrem
(sav) Hazretleri de durdu durdu da neden sonra: "Yâ Ömer, bilir misin
o
soran kim idi?" diye sual buyurdu. "Allah ve Resûlü a'lemdir".
dedim.
Buyurdular ki: "O, Cibril idi. Size dininizi öğretmek
için
geldi."
(Bu
hadis-i şerifi, Müslim rivayet
etmiştir.)
3.
Ebû-Abdü'r-Rahmân Abdullah b. Ömer b. El-Hattâb
(ra)'dan:
Demiştir
ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) şöyle buyurdu: (Binâ-yı) İslâm
beş
şey üzerine kurulmuştur: Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-ı
bi'l-hak
olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet,
namazğ ikâme,
zekâtı vermek, hacc-ı Beytu'llâh, savm-ı Ramazan.
(Bu
hadis-i Şerifi, Buhâri ile Müslim tahric
etmişlerdir.)
4.
Ebû-Abdi'r-Rahman Abdullah b. Mes'ud
(ra)'den:
Demiştir
ki; Resûlullâh (sav) "ki sadık ve masdûk O'dur" bize
şöyle
buyurdu: "Her birinizin (mâye-i) hilkati ana rahminde nutfe olarak kırk
gün
derlenir toplanır. Sonra tıpkı öyle alâka (kan pıhtısı) olur. Sonra yine
tıpkı öyle mudğa
(et parçası) olur. Ondan sonra da melek gönderilir, ona
nefh-ı rûh eder. Ve dört kelimeyi yani
rızkını, ecelini, amelini ve şâki
mi yoksa saîd mi olacağını (hükm-i kazâ ve kader olarak)
yazması (o meleğe)
emrolunur. Kendisinden başka hak ilâh olmayan Allah'a kasem ederim
ki, içinizde
öyle adam bulunur ki, ehl-i Cennet amelleriyle âmil ola ola kendisi ile
Cennet
arasında bir arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükm-i) kitab (yâni
o
yazının hükmü) ona galebe eder, ehl-i nâr ameli ile âmil olur da
Cehennem'e girer.
Kezâlik içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i nâr ameli ile
amil ola ola kendisi ile Cehennem
arasında bir arşından ziyâde mesâfe
kalmaz. Derken (hükmü-i kitab ona galebe eder, ehl-i
Cennet ameli ile âmil
olur da Cennet'e girer.
(Bu
hadis-i şerifi, Bihari ile Müslim rivâyet
etmişlerdir.)
5.
šmmü'l-Mü'minin šmm-i Abdu'llah Aişe-i Sıddika
(ra)'dan:
Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Efendimiz Hazretleri şöyle buyurdu: "Her kim
bizim
bu işimizin (yâni dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o
yaptığı
iş) merdûddur, başına çalınır."
(Bu
hadis-i şerifi, Buhari ve Müslim rivâyet
etmişlerdir.)
Müslim'den
gelen diğer bir rivyaette de şöyle
denilmiştir.
Her
kim emrimize (ahkâm-ı dinimize) uygun olmayan bir amel
işlerse o ameli merdûddur,
başına çalınır.
6.
Ebu Abdi'llâh Nu'mân b. Beşir
(ra)'dan:
Demiştir
ki, Resûlullâh (sav) Hazretlerinden kendim işittim; şöyle buyuruyordu:
Halâl
belli, haram da bellidir. İkisi arasında da (halâl mi, haram mı belli
olmayan birtakım)
şüpheli şeyler vardır ki, çok kimseler onları
bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa,
dinini ve ırzını kurtarmış
olur. Her kim şüpheli şeylerin içine dalarsa harâmın da içine
dalmış
olur. (böylesi) tıpkı (içine girmek yasak edilen) koru etrâfında davar
otlatan çoban
gibidir ki, sürüsünü o koruya (düşünüp) otlatmak
tehlikesi karşısında bulunur. Haberiniz
olsun, her padişahın bir korusu
olur. Biliniz ki, Allah'ın korusu da harâm ettiği şeylerdir. Ağah
olunuz,
cesedin içinde bir et parçası vardır ki, iyi olur olursa bütün cesed iyi
olur. Bozuk
olursa bütün cesed bozuk olur. İşte o (et parçası)
kalbdir.
(Bu
hadis-i şerifi, Buhâri ile Müslim rivâyet
etmişlerdir.)
7.
Ebu Rukayye Temin b. Evs ed-Dâri
(ra)'den:
Demiştir
ki, Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "Din hemen
nasihattır.
Din hemen nasihattir. Din hemen nasihattir." "Yâ Resûla'llâh,
kimin
için nasihat?" diye sorduk. "Allah için, kitâbı için, Resûlü için,
Eimme-i
müslimin ve âmme-i müslimin için." buyurdular.